Hamdi Koç’un kaleminden çıkan “Zarar Vereceksin”, okuyuculara hem düşündürücü hem de eğlenceli bir deneyim sunuyor. Yazar, ödüllü eseri “Çıplak ve Yalnız”ın baş karakteri Mesut Akarsu’yu yeniden sahneye çıkarırken, bu sefer adalet arayışında olan bir kahramanı keşfetmemizi sağlıyor.
Hikâye, Mesut Akarsu’nun amcasının vefatının ardından mirasının peşine düşmesiyle başlıyor. Yıllar sonra döndüğü memleketinde karmaşık ilişkilerle yüzleşen Mesut, birden kendisini suikast hedefi olarak buluyor. Devlete olan güvenin sarsılması ve “Beni kim öldürecek?” sorusunu sormasıyla, olaylar gelişiyor. Mesut, olası failleri araştırırken bir insan avcısına dönüşüyor ve etrafındaki derin ilişkiler ağını keşfettikçe devletle ilgili huzursuzluklarını artırıyor.
“Zarar Vereceksin”, bir intikam öyküsü olmasının yanı sıra, siyasi hiciv unsurlarıyla dolu bir roman. Mesut’un adalet arayışındaki isyanı, “Artık hukuku acilen istiyorum” şeklinde vücut buluyor. Adaletin yerini bulmadığı ortamda Mesut, can ve mal güvenliğini kendi çabalarıyla sağlamak zorunda kalıyor. Devletin suçun bir parçası olduğu kendisini bildiği için, adaletin sağlanmasını beklemek, onun için bir hayal haline geliyor.
Kitap boyunca mizahi bir üslup dikkat çekiyor. Mesut, zorlu anlarında bile mizaha tutunarak yol alıyor. Yazar, mizahın hayatındaki önemini vurgularken, Mesut’un olaylara bakış açısını da ironi ve esprili bir dille sunuyor. Bu durum, okuyucunun sadece olayların ciddiyetine odaklanmasını engelleyip, aynı zamanda eğlenmesini sağlıyor.
Romanın bir bölümünde yer alan İsmet İnönü ve Mevhibe Hanım’ın taziye sahnesi de dikkat çekici bir unsur. Yazar, bu karakterleri hikâyeye yerleştirirken bir amaca hizmet ettiğini belirtiyor. Mesut, burada devlet erkânının önünde İsmet Paşa’nın takdirini kazandığında, dokunulmazlık mertebesine yükseldiğini düşünerek büyük bir tatmin yaşıyor.
Sonuç olarak, “Zarar Vereceksin”, adalet, güç ve mizahın iç içe geçtiği bir anlatım sunarak okuyucusunu derin düşüncelere yönlendirirken, aynı zamanda keyifli bir okuma deneyimi vadediyor.